EmekGüncel

OKUR POSTASI | Xaomi ve CarreforuSa’da direniş kazanacak!

5 yaşındaki büyümüşte küçülmüş babasına direnişte eşlik eden Güneş. “Senin adın neden Güneş?” Karanlıklar aydınlık olsun diye...

Yine bir sıcak günün tam içerisindeyiz. Güneş tepede kavurucu mu kavurucu, ter sırtımızda ve alnımızda boncuk boncuk toprak ile buluşarak kendi çapında bir küçük çamurcuklar oluşturmakta.

Şehrin içersinde sadece kendi yaşamına adepte olduğun için aslında sadece “Dünyanın bu alandan ibaret” olduğunu düşünüyorsun aslında. Ama pek de öyle değil. Yeni kıtaları keşfe çıkmayıncaya kadar eminim ki, Kristof Kolomb da dünyanın sadece seyahat ettiği coğrafyaların tümünden ibaret  olduğunu sanmıştır. Ta ki Amerika kıtasını keşfedip bu kıtanın Koloni haline gelmesine sebebiyet verene kadar.

Tabi bizler Kıta keşfine değil, yaşamın tutamağına sıkı sıkıya tutunmaya çalışan, yaşamı ören emekçiler ve haksız yere işten çıkarılan, ekmeğinin önüne patronlar tarafından, çoğu kezde patronların yalaka tayfasının ayak kaydırması sonucu işinden olan işçileriz. Aslında yola koyulurken kendine hep şunu soruyorsun; Bir direnişe katılmak veya o alanda bulunmak neyi değiştirir, ne ifade eder?

Bir hareket sürecine katılmayıncaya kadar, durağan, statik hareketsiz enerji nasıl ki kendisinin farkına varamayacak kadar bir form kaybı yaşarsa, buna bağlı olarak insan da hareket etmediği sürece onu prangalayan zincirlerin farkında olmayacaktır. Zincirleri parçalamak için hareket etmek gerekir. Yüreğinin ve beyninin özgürleşmesi hareketten geçer.

Xiaomi Salcomp direniş alanına doğru yaklaştıkça fabrikanın kapısının önündeki Çevik Kuvvet gözaltı araçları dikkat çekiyor. İçinden hemen şunun çıkarmasını yapıyorsun. Bunlar işyerinde hukuksuzluk yapan, tacizciler için gelmemiş. Bunlar 8 saat çalışan ve daha sonra çeşitli KOD’lar ile işten atılan

emekçiler için getirilmiş gözaltı araçları. Aldığımız bilgi, sendikanın haftanın ilk iş günü patronla masaya oturacağı yönünde. Ve işten çıkarılan herkesi tekrardan işe alacağı yönünde. Ancak durumun aksi de olabilir, sendika patronla anlaşıp sadece sendikaya daha yakın işçilerin alınmasını da talep edebilir.

Yine düşünceler kafamda gidip geliyor, sendikaya üye oluyorsun hakkını patrona karşı korusun diye, işçilerin birliğini, örgütlülüğünü sağlasın diye ancak sendika senin ve diğer emekçilerin alınterini kendi koltuğunu sağlamlaştırmak ve işverenden nemalanmak için bizleri harcayabiliyormuş. Tanrısı para olmuşların hak, hukuk, emek, eşitlik ve adalet terazisindeki yeri yok hükmündedir.

Xiaomi Salcomp direnişinden başka bir direniş alanına, mücadele alanına, CarrefourSa’da direnen Murat’ın yanına gidiyoruz. Yol uzun ve güneş halen kavurmakta. Yolumuzu yürüyerek devam ettirmek kararından sonra etrafımızdaki fabrikaların çokluğu ve buranın bir fabrika ilçesi olduğunu kavramam uzun sürmedi, ancak buraya ilk gelişimi söylemekte de fayda var. Yukarıda demiştim ya, keşfedilmedik veya hala sesini duymadığımız bir sürü eylem çığlığı halen bulunmayı, seslerinin duyurulmasını beklemekte.

Yola çıkarken pusulasız değildik, ancak bazen pusula da yanlış yönü gösterebilir, herşey bazen isteğimiz gibi olmayabilir. Ama bu zaten yaşamın akışında olan şeyler. O yüzden çok demoralize eden bir durumun yaratıcısı olmayıp, bilinmedik yerlerin keşfi ve yürüyüş bana okuduğum Partizan

kitaplarındaki  “Yarın Bizimdir Yoldaşlar”’ın baş karakteri “Vaz”’ı keza “Parti Sırrı’ndaki Bulgar Partizanların yürüyüşlerini hatırlıyorum. Ve vardığımızda direniş alanına güneş gökyüzünden inip yeryüzünü aydınlatıyor. 5 yaşındaki büyümüşte küçülmüş babasına direnişte eşlik eden Güneş.

“Senin adın neden Güneş?” Karanlıklar aydınlık olsun diye…

Ve Güneş’in son ve vurucu sözü “Biz Kazanacağız” Evet biz kazanacağız. Yeter ki inanalım, birlik olalım, nifak sokmaya çalışanlara karşı tavır alalım, sınıf bilincinin dışında aşılanmaya çalışılan herşeyi reddedin.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu