Güncel

Ceylan Önkol katledileli 12 yıl geçti: Dosya zaman aşımına terk edildi

Cenazesi altı saat boyunca olay yerinde bırakılmış ve savcı "can güvenliği" gerekçesiyle olay yerine üç gün sonra gitmişti.

Cenazesi altı saat boyunca olay yerinde bırakılmış ve savcı “can güvenliği” gerekçesiyle olay yerine üç gün sonra gitmişti.

12 yaşındaki Ceylan Önkol’un, 28 Eylül 2009’da, Diyarbakır, Lice’de koyun otlatırken meydana gelen patlamada hayatını kaybetmesinin üzerinden 12 yıl geçti.

“Şimdilerde arkadaşları üniversiteli”

Önkol’un annesi Saliha Önkol, kızının parçalanan bedenini eteğinde toplamış, olay yerindeki bütün delilleri, Lice Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim etmişti.

Mezopotamya Ajansı, Ceylan Önkol’un ölümünden 12 yıl sonra annesi Saliha Önkol ile konuştu. Anne, “Ceylan, okulunda çok başarılıydı. Şimdilerde arkadaşlarının birçoğu üniversiteyi kazandı. Ceylan’ın hayali savcı veya hakim olmaktı. Bu hayali için derslerinde çok gayret gösteriyordu. Ama izin vermediler, olamadı. Bugün onun arkadaşlarına imrenerek bakıyorum, çok hüzünleniyorum” dedi.

“Ona yaklaşıyorum”

Şenlik Mahallesi’ne bağlı Xambaz ve Genç ilçesi Yayla (Dölek) Mahallesi Demirlibağ mezraları arasında gel-git yapan aile, Ceylan’ı Xambaz mezrasında kaybetti, Demirlibağ’da toprağa verdi. Anne Önkol, Ceylan’ın hayvanları otlattığı ve katledildiği yere her gidişinde onu hatırladığını, hissettiğini ve O’na yaklaştığını söyledi.

“Elimi öptü, makarna yapmamı istedi, evden çıktı”

Saliha Önkol, olay günü yaşananları tekrar anlattı:

“Pazartesi günüydü, 28 Eylül idi ve okulların açıldığı ilk gündü. Ben Ceylan’a, ‘Kızım kalk okula git, abin gidiyor’ diye seslendim. O da bana ‘Yok anne, ben yarın gideceğim, bugün okulun ilk günü, bugün ben senin yanında kalmak istiyorum’ dedi. Daha sonra saat 9-10 sıralarında bana ‘Ben hayvanların yanına gideceğim’ dedi. Ben de ‘Yok Ceylan, sen gitme, ben giderim’ dedim. Gitmekte ısrar etti… Şapkasını taktı, eldivenlerini ve çorabını giydi. Elimi öptü. Benden makarna yapmamı istedi, evden çıktı. Gittiğinden 3 saat sonra, saat 13.00-14.00 gibi bir uğultu duyuldu, dışarı fırladım. Karşı komşulara seslendim. Kimse çıkmadı ilk başta, daha sonra onlar çağırdı. Uğultudan sonra bir patlama gerçekleşti. Patlamanın olduğu yerdeki komşular, bizim hayvanların olduğu bölgeye düştüğünü söyledi. Biz de öyle dışarı çıktık. Büyük oğluma seslendim. Oğlum önden, ben de arkasından olay yerine doğru gittik, giderken de içimi kötü bir his kaplamıştı. O histen dolayı dizlerim tutmadı, bir düştüm bir kalktım derken oraya yetiştim.

“Ciğerini önce ağzıma sonra koynuma koydum”

“Kanlar vardı yerde. Kimin kanı olduğuna anlam veremedik. Oğlum benden önce gördü Ceylan’ı ve benim oraya yaklaşmamı istemedi. Ceylan’ın bedeni paramparçaydı. Oğlum, kızımı o halde görmeyeyim diye beni uzak tutmaya çalıştı. Ama ben görmek istedim, onu zorladım. Ceylan’ı gördüğümde çok kötü oldum, bütün vücudu paramparça olmuştu, ciğerini yerde gördüm. Ciğeri önce ağzıma, sonra da koynuma koydum. O anki hislerimi anlatamam, şuurumu kaybetmişim. Sanki bir rüyada gibiydim, gerçek mi rüya mı anlamını tam veremedim. Karakola gidince kendime geldim.”

Önkol, 12 yılda bir tek failin yargılanmamasına tepki göstererek, hukuki süreçte sadece Lice Cumhuriyet Savcılığı’nın kendisini çağırdığını ve savcısının ilk sorusunun da “Kim öldürdü?” olduğunu söyledi:

“Ben de kendisine hitaben ‘siz daha iyi bilirsiniz, devlet olarak’ dedim. Bana ‘Ceylan’ın kendi elindeki aletle mühimmata dokunduğundan şüpheleniyoruz’ dedi. Böyle bir şeyin mümkün olmadığını söyledim. Kendi elindeki aletle dokunmuş olsaydı, eli giderdi, ayağıyla basmış olsaydı, ayağı giderdi. Fakat bunlara baktığımız zaman hem elinde hem de ayağında hiçbir parçalanma söz konusu değil. Ne olmuşsa uzaktan bir şeyin karın bölgesine isabet etmesiyle gerçekleşti. Patlama sesini de duydum. Ben bunları söyledikten sonra savcı bana ‘Bunları biri mi sana söyledi’ dedi. Ben de kendi bildiğimi ve aklın yolunun bir olduğunu söyledim. Ayrıca savcıya Ceylan’ın hakkının yerde kalmayacağını söyledim. Allah onların yanına bırakmasın.”

“Bir fotoğraf, tahra ve ineği kaldı”

Ceylan’ın çok sevdiği ineği beslemeye devam ettiklerini söyleyen Anne Önkol, “Kızım hayvanları çok severdi, o ineği de ayrı seviyordu. O inek büyüdü, ne zaman görsek ‘Ceylan’ın ineği’ diyoruz. Bizimle ayrı bir bağı oluştu, onun hatırası gibi. Ceylan’ın ardından bize bir kare fotoğrafı, tahrası ve ineği kaldı” dedi.

Ne olmuştu?

Ceylan Önkol 28 Eylül 2009’da, Diyarbakır, Lice’nin Şenlik (Sıpéni) köyüne bağlı Hambaz (Xambaz) mezrasında koyun otlatırken meydana gelen patlamada hayatını kaybetmişti.

Cenazesi altı saat boyunca olay yerinde bırakıldı, savcı “can güvenliği” gerekçesiyle olay yerine üç gün sonra gitti.

Ceylan Önkol’un hayatını kaybettiği yer Bingöl-Diyarbakır sınırının Bingöl tarafındaki Tabantepe askeri birliğinin, Abalı ve Yayla jandarma karakollarının üçgeninde yer alıyordu.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi’nden avukat Serdar Çelebi 2009’da, Ceylan Önkol’un ölümünde hedef gözetilerek ateş edilmesi ihtimali olduğunu açıklamıştı.

“Önkol’un cesedinde ayaklar, bacaklar sağlamdı. Yerde de bir çukur yoktu. Bu mayın ihtimalini ortadan kaldırıyor.

Önkol’un ölümüyle ilgili raporlar Jandarma Komutanlığı ve Emniyet tarafından hazırlandı, patlayıcıya tahra (eğri budama bıçağı) ile vurduğu iddia edildi.

Önkol Ailesi ise bıçağın kullanılan uç bölümünün zarar görmediğini, sadece ortasından büküldüğünü, bunun da çocuğun bıçakla bombaya vurmadığını kanıtladığını ifade etti.

2010’da Önkol ailesinin avukatları, soruşturma devam ederken dosya hakkında alınan gizlilik kararına yaptıkları tüm itirazlar reddedildiği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurdu. Mayıs 2012’de hala dava açılmaması ve şüphelilerin bulunmaması nedeniyle tekrar AİHM’e başvuruldu. AİHM etkin soruşturma ve yaşam hakkı açısından “ihlal olmadığına” karar verdi.

30 Nisan 2014’te Ceylan Önkol’un ölümüyle ilgili soruşturmayı yürüten Lice Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyadaki kanıt ve raporların faillerin tespiti için yetersiz olduğuna kanaat getirdi ve dosya için “Daimi arama kararı” verdi. Böylece dava zamanaşımına bırakıldı.

İHD Diyarbakır Şubesi’nden avukatlar, İçişleri Bakanlığı aleyhine Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’nde ayrıca tazminat davası açmıştı. 100 bin TL maddi, 150 bin TL manevi tazminat talebiyle açılan davada, mahkeme aileye 28 bin 208 TL tazminat kararı verdi.

Danıştay ise 16 Mayıs 2019’da bu kararı bozdu. Tazminat davası yeniden görüldü.

Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi, Ceylan Önkol’un ölümüyle ilgili açılan tazminat davasında, aileye 283 bin TL maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu